profesyonel kamera etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
profesyonel kamera etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Mart 2021

Yeni FX6 Hayallerimizdeki Full Frame Video Kamera Olabilir Mi?

   Sony, 2014te piyasaya çıkardığı; objektifi değiştirilebilir, büyük sensörlü ve kompakt Film Style” (FS) serisi FS7 ve devamında satışa sunduğu FS5 ile elde ettiği başarıdan sonra çıtayı “Full Frame” sensörlü yeni bir kamera serisi ile yükseltti. FX9 model isimli ilk modeli ile 2019da tanıştığımız FX serisi, sırasıyla FX6 ve FX3 ile çeşitlendi ve belki de çeşitlenmeye devam edecek. Geçtiğimiz Kasım ayında duyurulan FX6 artık ülkemizde de kullanıcıların ilgisine sunuldu. Türk Hava Yolları için Gelibolu sahnelerini çektiğim bir reklam filminde çok merak ettiğim FX6yı deneyimleme şansına eriştim. Bu deneyimlerim ışığında, hem kameranın öne çıkan özelliklerini hem de kullanımı ile ilgili yorumlarımı sizlere aktarmaya çalışacağım.


   FX6 full frame ebatlarında (35.7 x 18.8mm) bir sensöre sahip. Sensörü FX9un sensörü ile aslında aynı sensör değil. FX9, 6K çözünürlüğündeki sensörü sayesinde yakaladığı görüntüyü downsampling” methodu ile düşürerek, 4K çözünürlüğünde görüntü üretebiliyor. FX6 ise, 4K olan sensörü (efektif 10.2 megapiksel) ile yine 4K çözünürlüğünde görüntüler kaydedebiliyor. Sensör, menüdeki bir ayar ile, istenirse Super35 sensör boyutlarında tarama yapabilecek şekilde ayarlanabiliyor. Böylece, sahip olduğunuz Super35 objektifleri, çarpan faktörü olmadan kullanabilir ya da Full Frame objektifiniz ile çarpan faktörünün etkisiyle daha tele bir odak mesafesi elde etme imkanı sunuyor. Tabi Super35 modun sadece HD çözünürlükte kullanılabildiğini de belirtmem gerekiyor. Kamera, düşük base ISO değeri olan 800de, 15+ stopluk bir dinamik aralık sunuyor. Yaptığım denemelerde, bu dinamik aralığa yakın değerler gördüğümü söyleyebilirim. Düşük base ISOnun yanı sıra bir de yüksek base olan ISO12800 de bulunuyor. Bunu, FX9da olan Dual ISO” ile karıştırmamak gerekiyor. Zira FX6 Dual ISO” yani iki farklı temel ISO değeri ile çalışabilen bir kamera değil. Aydınlık ortamlarda, maksimum dinamik aralık elde edebileceğiniz ISO 800; karanlık ortamlarda ise minimum sinyal gürültü oranı ile çalışabileceğiniz yüksek base ISO değeri olan 12800 ile çalışabiliniyor. Tabii bu değerler ve geniş dinamik aralığa, Cine EI modu yani S-log3 gamma eğrisi ile erişebiliyorsunuz. Kamera dahili olarak 4:2:2 renk örneklemesi ve 10bit derinliğinde görüntü kaydedebiliyor. Desteklenen harici bir kayıtçı kameranın üzerindeki SDI çıkışından bağlandığında 16bit RAW görüntü kaydı yapılabiliyor. Bu esnada da dahili olarak XAVC-I kodeğinde görüntü kaydedilebilir. Ayrı bir genişletme ünitesine ihtiyaç olmadan RAW çıkış verebiliyor olması ise büyük bir avantaj.



   Yüksek kare hızlarına erişilebilirlik olarak FX6, boyutlarına göre son derece iddialı. Kamera 4K DCI çözünürlüğünde 60 kareye kadar, UHD çözünürlüğünde de saniyede 120 kareye çıkabiliyor. Full HD çözünürlüğünde ise saniyede 240 kareye ulaşabiliyor ancak saniyede 150 kareden sonra, etkin piksel sayısının 1420x802ye düştüğünü de belirtmek gerek.


   Elektronik değişken dahili ND filtre, Sonynin son yıllarda çıkardığı birçok profesyonel video kamerasına eklediği bir özellik ve FX6da da aynı dahili ND filtre sistemi mevcut. Bu son derece pratik ve etkili çalışan ND filtre ile ister alışılagelmiş ve değerlerini kendimiz belirlediğimiz kademeli ND filtreleri kullanabilmek olsun, ister otomatik olarak da kullanılan değişken ND filtre olsun, ikisinden birini tercih edilebilirsiniz. Her iki sistemde de ND filtre devreye alındığında, sensör ile objektif arasına değişken bir ND filtre giriyor ve sonrasında ND değerleri elektronik olarak değişiyor. Alan derinliği gibi, görüntü ve anlatım üzerinde son derece güçlü olan bir etkiyi kolaylıkla kontrol edebildiğimiz bu sistem, ek maliyetli ve hantal matte boxlara pratik bir alternatif olarak tercih edilebilir. Özellikle, kamera bir gimbal ya da insansız hava aracına monte edildiğinde ve ek bir matte box ya da harici filtre takabileceğimiz bir kurulum imkanımız da yoksa, dahili ND filtreler tam bir kurtarıcı olabiliyor.



   Kameranın öne çıkan bazı teknik özelliklerine kısaca değindikten sonra, sette kullanımını etkileyen, tasarımsal ve pratik özellikleri üzerine yorumlarımı paylaşmak istiyorum. FX6nın gövdesinin, kutusundan çıkartıp incelemeye başladığımda, fotoğraflarında algıladığımdan çok daha küçük ve son derece hafif (sadece 890 gram) olması hemen dikkatimi çekti. Ufak boyutlarına rağmen, üzerindeki bütün ayarlar ve düğmeler son derece erişilebilir ve olması gerektiği boyutlarda tasarlanmış. Kamera ile birlikte, üzerine mikrofon ve LCD monitörünün de takılabileceği bir tutacak, ayrıca bir de elcik veriliyor. Hem tutacağın hem de elciğin tasarımı geliştirilmiş ve son derece kullanışlı hale getirilmiş. Ayrıca, önceki bazı modellerde eleştiri konusu olan, LCD ekranın bağlantı tasarımları, sanırım Sonynin şu ana kadarki en iyi ve sağlamlarından biri. LCD ekran, istenirse gövdenin üzerine yer alan birden fazla vida yuvasına da direkt olarak takılabiliyor. Böylece, daha ufak boyutlarda bir kurulum ile çalışılmak gerekirse ve aynı zamanda LCD ekrana da ihtiyaç varsa, pratik bir şekilde gövdeye bağlanmış oluyor. Aynı vida yuvaları, çeşitli kurulumlar ve rigging” için de kullanılabiliyor. 


   Gövde üzerinde TC in/out, HDMI ve SDI (12G,6G,3G) giriş çıkışları bulunuyor. TC in/outun gövdeye entegre olması, bir ses operatörü ile çalışırken ve kablosuz timecode eşleyici bağlanması gerektiğinde büyük bir kolaylık sağlıyor. FS7 ve FS7 mk2de TC in/out un ancak harici genişletme ünitesi takılıyken kullanılabilir olması bence bir dezavantajdı. Kamerayı açtığınız anda, iki saniyeden daha kısa bir sürede kayda girebiliyor. Bu da belgesel ya da haber gibi hızla gelişebilecek sahne ya da anları yakalayabilmek için büyük bir avantaj. Kameranın gövdesinin sağ tarafında büyük bir havalandırma ızgarası var. Genel kaide olarak, havalandırma unsurları ne kadar fazlaysa, işlemci gücü de aynı oranda yüksek oluyor. FX6, full frame sensörü ile, bu kadar yüksek görüntü kalitesi ve kare hızlarına çıkabilmesini bu havalandırma tasarımına da borçlu. Havalandırma fanı da gayet sessiz çalışıyor denebilir. FX6nın E-mount bayoneti ise standart. FX9daki gibi kilitli bir bayonet yok. Bu da lens takıp sökerken lensi fiziksel olarak çevirmeniz ve daha ağır lensleri kullanabilmek için de bir destek kullanmanız gerektiği anlamına geliyor. 



   Kamerada dahili Wi-Fi bulunuyor. Böylece, iOS ya da Android mobil cihazınıza kurabileceğiniz Content Browser Mobile uygulaması ile kameraya bağlanıp, kablosuz olarak kameranın birçok kontrolüne müdahale edebilir, kayda girip çıkabilir ve bir saniye civarı bir gecikme ile de görüntüsünü görebilirsiniz. Ayrıca istenirse, kamerayı bir yerel ağa bağlayarak, proxy kayıtlarını bir başka ağa kolayca gönderebilirsiniz.




   FX6da dikkatimi çeken bir diğer özellik, menüdeki kart formatlama seçeneklerindeki full format” ve quick format” ayrımı oldu. Full formatta kart içeriğindeki her şey tamamen siliniyor ancak quick formatta sadece veri tabanı siliniyor ve yeni görüntü kaydı kart üzerindeki boş alanlara yapılıyor, boş yer yoksa da mevcut verilerin üzerine yazılıyor. Daha sağlıklı ve performanslı olanı full format yapmak ancak full format ile formatlanan bir karttaki görüntüler, bir kullanıcı hatası yapılması durumunda, veri kurtarma yöntemleri ile geri getirilemiyor. Quick formatta ise bu olasılık çok daha yüksek. Ayrıca quick format, full formata göre çok daha kısa sürede tamamlanan bir işlem. 




   FX6 kesinlikle başarılı, çok konuşulacak ve haliyle de çok satılacak bir model olacak. Kameranın geçtiğimiz aylarda Netflix işlerinde kullanımına da onay verilmesi ile kullanım alanı genişledi. Ancak temel olarak bu kamera; belgesel ve kurumsal filmler, düşük bütçeli sinema filmleri, kısa filmler ve düşük alan derinliğine ihtiyaç duyulan etkinlik çekimleri için ideal. Ayrıca, son derece hafif ve küçük gövdesi nedeniyle gimbal ve insansız hava araçlarında da kullanılabilir. Hızlı çalışan ve yüz tanıma özelliği de olan otomatik netleme, aktif olarak sette deneyimlemesem de LCD ekrana eklenen dokunmatik özelliği ve meta veri destekli görüntü stabilizasyonu gibi pratik özellikleri ile de birçok kullanıcı tarafından keyifle kullanılacaktır. Üst modeli olan FX9un ve Alpha serisi fotoğraf makinesi a7s III’ün video özelliklerinin bir karışımı olan FX6, kullanıcıların birçok ihtiyacını tek bir çatı altında toplayarak, kompakt gövde ve hafiflik gibi önemli tercih sebepleri ile birlikte sınıfındaki diğer rakip modeller arasından kolaylıkla sıyrılacak gibi görünüyor. Benim de teknik olarak uygun olan projelerim için kullanmak üzere, uzunca bir süre boyunca tercih edeceğim ilk kameralardan biri olacak gibi görünüyor. 

6 Kasım 2018

Z280 ile Geleceğe Dönüş

EX1 ve EX3 ile başlayan başarılı serinin son kamerası ile çekim deneyimi.

Bundan tam 10 yıl önce, Sony 3 tane 1/2 inç. sensöre sahip el tipi video kameraları olan EX1 ve EX3’ü piyasaya çıkarmıştı. Bu kameralar ile, dünyanın bir çok farklı bölgesinde çeşitli çekimler yaptım ve beni hiç bir zaman hayal kırıklığına uğratmadılar. Hatta öylesine memnun kaldım ki, kendime serinin devam modeli olan PMW-200’den bir tane de satın almıştım. Bu memnuniyetimde yalnız olmadığım, Sony’nin, benzeri özellikte olan ama giderek gelişen modelleri birbiri ardına piyasaya çıkarmasıyla belli oluyor. İşte Z280 de bu serinin en son çıkan modeli oldu.

Ekran görüntüsü

Z280’de, önceki modellerde olduğu gibi 3 tane 1/2 inç büyüklüğünde CMOS EXMOR R sensör bulunuyor. Ancak öncekilerden farklı olarak, hem geliştirilmişler hem de 4K çözünürlüğünde görüntü üretebiliyorlar. Yine önceki modellerde de olduğu gibi, Fujinon tarafından üretilen ve üzerinden netleme, zoom ve diyafram için ayrı ayrı halkalar bulunduran sabit bir objektif bulunuyor. 

Sony Z 280


Kamerayı paketinden çıkartınca ilk dikkatimi çeken son derece sağlam olan yapısı oldu. Benzeri modellere göre biraz daha ağır ama ele kesinlikle iyi oturuyor. Düğmelerin yerleşimi ve tasarımı önceki modellere çok benziyor. Zaten hem alışılmış hem de kendini ispatlamış, neredeyse gelenekselleşen bir tasarımı var kameranın. Çok fazla değişikliğe ihtiyaç duyulmamış olması da normal. Göze çarpan ilk değişiklikler, 4 ses kanalı için ayrı ayrı ayar düğmeleri, “Variable” yani değişken ND filtre seçenek düğmesi ve çok daha belirgin olan havalandırma ızgaraları oldu. Üretilen görüntünün çözünürlüğü ve kalitesi arttıkça, kameranın içindeki havalandırma sistemi de önem kazanıyor. Çünkü daha güçlü işlemciler, her zaman daha fazla soğutmaya ihtiyaç duyar. 
Z280 son derece hızlı açılıyor. Sanırım, bu sınıfta kullandığım kameralar arasında en hızlı açılanı oldu. Açma/kapama düğmesini açık konumuna getirdiğiniz andan en fazla 3 yada 4 saniye sonra kayda hazır hale geliyor. Özellikle, hızla kayda girilmesi gereken haber yada belgesel uygulamaları için iyi bir özellik bu. Menüler geliştirilmiş ve son derece pratik hale getirilmiş. Menü yapısı, PXW-FS7’den alıştığımız yapıya çok benziyor hatta neredeyse aynı bile denebilir. Menülerin çalışma ve tepki hızları da son derece iyi. Sanırım, benzeri kameralardaki menü yapılanması konusunda, ulaşılabilinecek en üst seviyeye gelinmiş durumda. Aradığınız ayara hızla erişip, değiştirebiliyorsunuz.


Kamerada bulunan ve beni en çok heyecanlandıran yeni özellik kesinlikle S-Log3 kayıt desteği oldu. Logaritmik çekim hayatımızın önemli bir parçası haline geldi ve bu sınıftaki kameralarda da artık olması gereken bir özellik oldu. İster HDR iş akışında çalışmak, ki hazır HDR görüntüler için ayrıca Hybrid Log-Gamma (HLG) özelliği de bulunuyor, ister post prodüksiyon sürecinde çok daha geniş bir dinamik ve renk aralığında çalışabilmek için S-Log3 ile çekim yapmak büyük avantajlar sağlıyor. Daha sinematografik görüntüler elde edebilmek yada logaritmik çekim yapabilen diğer kameralar ile birlikte aynı projede çalışmak için bu özelliği kullanmak ve iş akışını da buna göre yapmakta büyük fayda var.



Z280 ile yaptığım ilk çekimleri HLG ile 4K çözünürlüğünde ve XAVC-I kayıt formatını kullanarak yaptım. Görüntüleri de, 4K ve HDR desteği olan bir ekranda izledim. Sonuçlar gerçekten etkileyiciydi. Çok daha az noise/gürültü ve HLG’nin etkisiyle de geniş bir dinamik aralık hemen dikkat çekiyor. Özellikle, gün batımında gökyüzünde oluşan farklı tonlardaki renkleri çok geniş bir aralıkta görmem mümkün oldu. Kameranın fabrika verisi sinyal gürültü oranı (S/N ratio) 63 dB olarak belirtilmiş. Önceki modellere göre iyileştirilmiş bir oran bu ve gözle de kesinlikle fark ediliyor bu iyileştirme. 



Yeni Z280, bir çok farklı yeni özellik ile dolu. Bunlardan belkide en dikkat çekici olanı 12G SDI çıkışı. İlk defa böylesi bir el tipi dahili lensli kamerada 12G SDI çıkışı kullanılıyor. Bu çıkış sayesinde, 4K çözünürlük ve 60p görüntüleri tek bir kablo ile aktarabiliyorsunuz. Sony, son dönemde piyasaya çıkardığı neredeyse tüm kameralara artık “Variable” yani değişken ND filtre de koymaya başladı. Variable ND filtre ile sensöre düşen ışığa, sanki diyafram ayarlıyor hassaslığıyla, müdahale edebiliyorsunuz. Tıpkı, lenslerin önüne taktığımız “Variable ND” filtreleri kullanır gibi. Bu hassas ayar ile alan derinliğinizi sürekli kontrol altında tutabilir, “Auto ND” seçeceği sayesinde de, değişken ışık durumlarında diyaframı değiştirmeden veya alan derinliğiniz etkilenmeden çekime devam edebilirsiniz. 
İletişim teknolojilerinin hızla yaygınlaştığı ve giderek hızlandığı bir dönemdeyiz. Artık bir içeriğin üretildikten hemen sonra hatta canlı olarak aktarılması büyük önem taşıyor. Bunun, kamera üzerindeki kablosuz yada kablolu bağlantılar ile yapılması da bu süreci son derece hızlandırıyor. Z280, hem 2.4GHz hem de 5GHz kablosuz ağlara bağlanabiliyor. Ayrıca üzerinde bulunan LAN girişi ile de kablolu olarak herhangi bir ağa bağlanabiliyor. İster kablolu ister kablosuz olarak bağlantı kurulduğunda, görüntüler anlık olarak “stream” edilebilir yada çekilen görüntüleri istenen bir FTP’ye yükleyebilirsizin. Ayrıca, kablosuz bağlantı ile, kamerayı mobil bir cihaz ile uzaktan kumanda edebilirsiniz. Kameranın üzerinde bulunan iki adet USB girişine, piyasada bulunan ve hücresel ağlar üzerinden internete bağlanabilen 4G modem adaptörleri takılabiliyor. Aynı anda iki farklı modem kullanılabiliniyor olması, daha güvenilir bir bağlantı imkanı sağlıyor. 



Z280, 4K çağının ideal el tipi video kamerası olmuş. Zengin özellikler, yüksek görüntü kalitesi ve tabi keyifli bir kullanım deneyimi sunuyor. Dahili lensi olan el tipi bir kamera ile çok pratik bir şekilde böylesi yayıncılık kalitesinde 4K görüntüler çekebiliyor olmak, üstüne de bir çok farklı seçenek ile, çekim kabiliyetlerinizi zenginleştiriyor olmak sanırım hepimizin hayalinde olan bir şeydi. İlk fırsatta, Z280’i daha zorlayıcı koşullarda kullanabileceğim bir çekim ortamı içerisinde olmayı umuyorum.