HD etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
HD etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Mart 2021

Yeni FX6 Hayallerimizdeki Full Frame Video Kamera Olabilir Mi?

   Sony, 2014te piyasaya çıkardığı; objektifi değiştirilebilir, büyük sensörlü ve kompakt Film Style” (FS) serisi FS7 ve devamında satışa sunduğu FS5 ile elde ettiği başarıdan sonra çıtayı “Full Frame” sensörlü yeni bir kamera serisi ile yükseltti. FX9 model isimli ilk modeli ile 2019da tanıştığımız FX serisi, sırasıyla FX6 ve FX3 ile çeşitlendi ve belki de çeşitlenmeye devam edecek. Geçtiğimiz Kasım ayında duyurulan FX6 artık ülkemizde de kullanıcıların ilgisine sunuldu. Türk Hava Yolları için Gelibolu sahnelerini çektiğim bir reklam filminde çok merak ettiğim FX6yı deneyimleme şansına eriştim. Bu deneyimlerim ışığında, hem kameranın öne çıkan özelliklerini hem de kullanımı ile ilgili yorumlarımı sizlere aktarmaya çalışacağım.


   FX6 full frame ebatlarında (35.7 x 18.8mm) bir sensöre sahip. Sensörü FX9un sensörü ile aslında aynı sensör değil. FX9, 6K çözünürlüğündeki sensörü sayesinde yakaladığı görüntüyü downsampling” methodu ile düşürerek, 4K çözünürlüğünde görüntü üretebiliyor. FX6 ise, 4K olan sensörü (efektif 10.2 megapiksel) ile yine 4K çözünürlüğünde görüntüler kaydedebiliyor. Sensör, menüdeki bir ayar ile, istenirse Super35 sensör boyutlarında tarama yapabilecek şekilde ayarlanabiliyor. Böylece, sahip olduğunuz Super35 objektifleri, çarpan faktörü olmadan kullanabilir ya da Full Frame objektifiniz ile çarpan faktörünün etkisiyle daha tele bir odak mesafesi elde etme imkanı sunuyor. Tabi Super35 modun sadece HD çözünürlükte kullanılabildiğini de belirtmem gerekiyor. Kamera, düşük base ISO değeri olan 800de, 15+ stopluk bir dinamik aralık sunuyor. Yaptığım denemelerde, bu dinamik aralığa yakın değerler gördüğümü söyleyebilirim. Düşük base ISOnun yanı sıra bir de yüksek base olan ISO12800 de bulunuyor. Bunu, FX9da olan Dual ISO” ile karıştırmamak gerekiyor. Zira FX6 Dual ISO” yani iki farklı temel ISO değeri ile çalışabilen bir kamera değil. Aydınlık ortamlarda, maksimum dinamik aralık elde edebileceğiniz ISO 800; karanlık ortamlarda ise minimum sinyal gürültü oranı ile çalışabileceğiniz yüksek base ISO değeri olan 12800 ile çalışabiliniyor. Tabii bu değerler ve geniş dinamik aralığa, Cine EI modu yani S-log3 gamma eğrisi ile erişebiliyorsunuz. Kamera dahili olarak 4:2:2 renk örneklemesi ve 10bit derinliğinde görüntü kaydedebiliyor. Desteklenen harici bir kayıtçı kameranın üzerindeki SDI çıkışından bağlandığında 16bit RAW görüntü kaydı yapılabiliyor. Bu esnada da dahili olarak XAVC-I kodeğinde görüntü kaydedilebilir. Ayrı bir genişletme ünitesine ihtiyaç olmadan RAW çıkış verebiliyor olması ise büyük bir avantaj.



   Yüksek kare hızlarına erişilebilirlik olarak FX6, boyutlarına göre son derece iddialı. Kamera 4K DCI çözünürlüğünde 60 kareye kadar, UHD çözünürlüğünde de saniyede 120 kareye çıkabiliyor. Full HD çözünürlüğünde ise saniyede 240 kareye ulaşabiliyor ancak saniyede 150 kareden sonra, etkin piksel sayısının 1420x802ye düştüğünü de belirtmek gerek.


   Elektronik değişken dahili ND filtre, Sonynin son yıllarda çıkardığı birçok profesyonel video kamerasına eklediği bir özellik ve FX6da da aynı dahili ND filtre sistemi mevcut. Bu son derece pratik ve etkili çalışan ND filtre ile ister alışılagelmiş ve değerlerini kendimiz belirlediğimiz kademeli ND filtreleri kullanabilmek olsun, ister otomatik olarak da kullanılan değişken ND filtre olsun, ikisinden birini tercih edilebilirsiniz. Her iki sistemde de ND filtre devreye alındığında, sensör ile objektif arasına değişken bir ND filtre giriyor ve sonrasında ND değerleri elektronik olarak değişiyor. Alan derinliği gibi, görüntü ve anlatım üzerinde son derece güçlü olan bir etkiyi kolaylıkla kontrol edebildiğimiz bu sistem, ek maliyetli ve hantal matte boxlara pratik bir alternatif olarak tercih edilebilir. Özellikle, kamera bir gimbal ya da insansız hava aracına monte edildiğinde ve ek bir matte box ya da harici filtre takabileceğimiz bir kurulum imkanımız da yoksa, dahili ND filtreler tam bir kurtarıcı olabiliyor.



   Kameranın öne çıkan bazı teknik özelliklerine kısaca değindikten sonra, sette kullanımını etkileyen, tasarımsal ve pratik özellikleri üzerine yorumlarımı paylaşmak istiyorum. FX6nın gövdesinin, kutusundan çıkartıp incelemeye başladığımda, fotoğraflarında algıladığımdan çok daha küçük ve son derece hafif (sadece 890 gram) olması hemen dikkatimi çekti. Ufak boyutlarına rağmen, üzerindeki bütün ayarlar ve düğmeler son derece erişilebilir ve olması gerektiği boyutlarda tasarlanmış. Kamera ile birlikte, üzerine mikrofon ve LCD monitörünün de takılabileceği bir tutacak, ayrıca bir de elcik veriliyor. Hem tutacağın hem de elciğin tasarımı geliştirilmiş ve son derece kullanışlı hale getirilmiş. Ayrıca, önceki bazı modellerde eleştiri konusu olan, LCD ekranın bağlantı tasarımları, sanırım Sonynin şu ana kadarki en iyi ve sağlamlarından biri. LCD ekran, istenirse gövdenin üzerine yer alan birden fazla vida yuvasına da direkt olarak takılabiliyor. Böylece, daha ufak boyutlarda bir kurulum ile çalışılmak gerekirse ve aynı zamanda LCD ekrana da ihtiyaç varsa, pratik bir şekilde gövdeye bağlanmış oluyor. Aynı vida yuvaları, çeşitli kurulumlar ve rigging” için de kullanılabiliyor. 


   Gövde üzerinde TC in/out, HDMI ve SDI (12G,6G,3G) giriş çıkışları bulunuyor. TC in/outun gövdeye entegre olması, bir ses operatörü ile çalışırken ve kablosuz timecode eşleyici bağlanması gerektiğinde büyük bir kolaylık sağlıyor. FS7 ve FS7 mk2de TC in/out un ancak harici genişletme ünitesi takılıyken kullanılabilir olması bence bir dezavantajdı. Kamerayı açtığınız anda, iki saniyeden daha kısa bir sürede kayda girebiliyor. Bu da belgesel ya da haber gibi hızla gelişebilecek sahne ya da anları yakalayabilmek için büyük bir avantaj. Kameranın gövdesinin sağ tarafında büyük bir havalandırma ızgarası var. Genel kaide olarak, havalandırma unsurları ne kadar fazlaysa, işlemci gücü de aynı oranda yüksek oluyor. FX6, full frame sensörü ile, bu kadar yüksek görüntü kalitesi ve kare hızlarına çıkabilmesini bu havalandırma tasarımına da borçlu. Havalandırma fanı da gayet sessiz çalışıyor denebilir. FX6nın E-mount bayoneti ise standart. FX9daki gibi kilitli bir bayonet yok. Bu da lens takıp sökerken lensi fiziksel olarak çevirmeniz ve daha ağır lensleri kullanabilmek için de bir destek kullanmanız gerektiği anlamına geliyor. 



   Kamerada dahili Wi-Fi bulunuyor. Böylece, iOS ya da Android mobil cihazınıza kurabileceğiniz Content Browser Mobile uygulaması ile kameraya bağlanıp, kablosuz olarak kameranın birçok kontrolüne müdahale edebilir, kayda girip çıkabilir ve bir saniye civarı bir gecikme ile de görüntüsünü görebilirsiniz. Ayrıca istenirse, kamerayı bir yerel ağa bağlayarak, proxy kayıtlarını bir başka ağa kolayca gönderebilirsiniz.




   FX6da dikkatimi çeken bir diğer özellik, menüdeki kart formatlama seçeneklerindeki full format” ve quick format” ayrımı oldu. Full formatta kart içeriğindeki her şey tamamen siliniyor ancak quick formatta sadece veri tabanı siliniyor ve yeni görüntü kaydı kart üzerindeki boş alanlara yapılıyor, boş yer yoksa da mevcut verilerin üzerine yazılıyor. Daha sağlıklı ve performanslı olanı full format yapmak ancak full format ile formatlanan bir karttaki görüntüler, bir kullanıcı hatası yapılması durumunda, veri kurtarma yöntemleri ile geri getirilemiyor. Quick formatta ise bu olasılık çok daha yüksek. Ayrıca quick format, full formata göre çok daha kısa sürede tamamlanan bir işlem. 




   FX6 kesinlikle başarılı, çok konuşulacak ve haliyle de çok satılacak bir model olacak. Kameranın geçtiğimiz aylarda Netflix işlerinde kullanımına da onay verilmesi ile kullanım alanı genişledi. Ancak temel olarak bu kamera; belgesel ve kurumsal filmler, düşük bütçeli sinema filmleri, kısa filmler ve düşük alan derinliğine ihtiyaç duyulan etkinlik çekimleri için ideal. Ayrıca, son derece hafif ve küçük gövdesi nedeniyle gimbal ve insansız hava araçlarında da kullanılabilir. Hızlı çalışan ve yüz tanıma özelliği de olan otomatik netleme, aktif olarak sette deneyimlemesem de LCD ekrana eklenen dokunmatik özelliği ve meta veri destekli görüntü stabilizasyonu gibi pratik özellikleri ile de birçok kullanıcı tarafından keyifle kullanılacaktır. Üst modeli olan FX9un ve Alpha serisi fotoğraf makinesi a7s III’ün video özelliklerinin bir karışımı olan FX6, kullanıcıların birçok ihtiyacını tek bir çatı altında toplayarak, kompakt gövde ve hafiflik gibi önemli tercih sebepleri ile birlikte sınıfındaki diğer rakip modeller arasından kolaylıkla sıyrılacak gibi görünüyor. Benim de teknik olarak uygun olan projelerim için kullanmak üzere, uzunca bir süre boyunca tercih edeceğim ilk kameralardan biri olacak gibi görünüyor. 

11 Nisan 2016

Sony FS7 Deneyimi

   Yaklaşık birbuçuk yıl önce piyasaya çıkan ve piyasaya çıktığı ilk günlerden beri kullanmakta olduğum FS7'yi, Kaliforniya çöllerinden Anadolu'nun bozkırlarına, İstanbul trafiğinin keşmekeşinden, film stüdyolarına kadar birçok farklı ortamda, farklı gereksinimleri olan projelerde kullanmış oldum. Aynı süreç zarfında da Sony mühendisleri, geçtiğimiz günlerde üçüncü versiyonunu çıkarmış oldukları güncelleme ile kamerayı neredeyse kusursuz ve eksiksiz bir hale getirdi. Neredeyse diyorum çünkü; artık günümüzde bir video kamera, sadece bir kamera olmaktan çok, yazılım aracılığıyla yeni ve daha gelişmiş fonksiyonlar yüklenebilen bir bilgisayar gibi çalışır hale geldi. Teorik olarak, bir kamerada bulunan işlemci ve hafıza donanımının kapasitelerini aşmayacak ve yazılım yoluyla eklenebilecek her türlü yeni özelliği, bellenim güncellemesi yaparak bir kameraya kazandırabiliyoruz. Tıpkı, FS7'ye üçüncü versiyon güncellemesiyle gelen “Image Scan Mode” ve “Interval Recording” özellikleri gibi.

Sony PXW-FS7 (Fotoğraf: Oytun Orgül)

   FS7'nin model adındaki “F” İngilizce “Film”, “S” ise “Style” kelimelerinin baş harflerinden oluşuyor. Kamerayı özel yapan işte bu “Sinema Stili” kullanım özellikleri. Bu özelliklerden başlıcaları; büyük bir sensör (Super35 ebatlarında), değiştirilebilir objektif, harici bir kayıtçıya RAW yani ham görüntü kaydedebilme, 4K çözünürlüğünde kayıt ve tabii LOG'lu kayıt imkanları. Her bir özelliği aslında bir süredir farklı kamera modellerinde deneyimleme şansına erişebilmiştik. FS7'yi özel yapan ise bu farklı özellikleri, görece çok daha uygun bir fiyat karşılığında, bir arada sunması oldu.

FS7 ile Kaliforniya'daki Temecula Şehri'nde Çekim (Fotoğraf: Çağlar Mallı)

   Bütçe, sinema salonlarından mobil cihazlara kadar farklı mecralar için üretilen her türlü video işi için son derece belirleyici bir kriter. Bütçeniz ne kadar büyükse, imkanlarınız ve dolayısıyla hayal ettiklerinizin gerçekleşebilmesi ihtimali de aynı oranda büyüyor. Herhangi bir film projesinde post-prodüksiyon işlemlerinin bütçenin giderek artan önemli bölümünü oluşturuyor olması, özellikle son 10 yıldır kabul görmüş bir gerçek. Analogdan dijitale, SD'den HD'ye, HD'den 4K'ya geçiş süreçleri ile birlikte, post prodüksiyon sürecinde yapılabilecek çeşitli görsel düzenleme seçenekleri ve bunlar için harcanabilecek zaman da gün geçtikçe arttı. Şartlar böyleyken, her türlü ihtiyacı karşılayabilecek ve farklı bütçelere sahip işlerde verimli kullanılabilecek tek kameraya sahip olmak da kullanıcıların en önemli tercih kriteri oldu. FS7 de bence bu ihtiyacı tam anlamıyla karşılayabilecek piyasadaki ilk kameralardan biri oldu. Bütçenize göre istediğiniz iş akışını belirleyip, çekim formatınızı ve ayarlarınızı da buna göre seçerek olabildiğince verimli bir sonuç elde edebilirsiniz. Kameranın sunduğu alternatifleri, çok kabaca, aşağıdaki gibi senaryolara dökmek mümkün;

Post-prodüksiyon için hiç bütçemiz yok maalesef!” = XAVC kodeğiyle çek.
Post-prodüksiyon için biraz bütçemiz var.” = XAVC kodeğiyle S-Log'lu çek.
Post-prodüksiyon için bütçemiz var.” = RAW çek.

   Bu farklı senaryolara çözünürlükle ilgili hiçbir veri yazmadım. FS7; HD, UHD ve 4K çözünürlüklerinde çekim yapabiliyor. Projenin mecrasına ya da teslim şartlarına göre istenilen çözünürlüğü seçmek size kalmış ancak; UHD veya 4K gibi çözünürlüklerde çalışılacaksa, kaydetme ve depolama ortamlarına dikkat etmekte fayda var. Çünkü 4K için gereken saklama yeri, HD'ye göre yaklaşık olarak 3 kat daha fazla. Çekim anında aktarma sürelerini minimuma indirmek için hızlı aktarım arabirimleri(USB 2'yi unutun!) ve hem saklama hem de yedekleme için yüksek kapasiteli (gigabayt'larca yerine terabayt'larca) diskler kullanılmalı.

Sony FS7 (Fotoğraf: Oytun Orgül)

   RAW görüntü kaydının ne olduğunu, fotoğraf dünyasında çok daha yaygın kullanılıyor olduğu için biliyoruz. Sensörden gelen verinin, herhangi bir sıkıştırma(kodekli) ya da işleme tabi olmadan, direkt olarak karta yazılması ile elde edilen ham görüntüye RAW deniyor. Peki LOG'lu çekim nedir?
   “LOG” terimi matematikten bildiğimiz “logaritmik” kelimesinden geliyor. Kısaca anlatmak gerekirse; LOG'lu çekim, sensörün en geniş dinamik aralıkta görüntü üretebildiği ISO seviyesine çıkıp gelen sinyallerin logaritmik olarak kaydedilmesidir. Böylece, renklerin düzeltilmesine ve ışığın dengelenmesine sonradan imkan tanıyacak şekilde son derece düz (flat) bir görüntü ortaya çıkar. Ne siyahlar tam siyahtır, ne de beyazlar tam beyazdır; tüm renkler ara tonlardadır. Ancak, dinamik aralık son derece geniştir ve FS7 de 14 diyaframlık dinamik aralığa bu şekilde çıkabilmektedir. Her kamera üreticisi kendi LOG'una ya da LOG'larına sahiptir çünkü her sensörün kendine özgü sinyal üretme kabiliyetleri vardır. Bu karakteristik özelliklere de en uygun olan özgün LOG'ların oluşturulması gerekmektedir. Sony kameralarda bulunan LOG'lara S-Log adı veriliyor. Bir FS7 satın aldığınızda kameranın içinde hazır olarak S-Log2 ve S-Log3 yüklü geliyor.

FS7 ile S-Log2 gece çekimi. (Fotoğraf: Oytun Orgül)

   LOG ve RAW dünyası ile birlikte hayatımızı giren bir diğer terim de LUT yani “Look Up Table” oldu. RAW veya LOG'lu çekim yapılırken, vizörde ya da monitörde LOG'un düz(flat) görüntüsü yerine daha doğru renklerde görüntü görülmesini sağlayan ve aslında birer dosya olan LUT'ları kameranın içinde hazır gelenlerden seçebilir yahut kendiniz LUT dosyaları yaratıp kameraya yükleyebilirsiniz. Vizörde LUT'lu görüntü gören bir operatör veya görüntü yönetmeni pozlamayı daha doğru ve kolay yapabilir. Aynı şekilde, monitöründe LUT'lu görüntü gören bir yönetmen, sahnedeki ışığın ve renklerin post-prodüksiyon sonrası nasıl görüneceğini daha iyi anlayabilir.

   Bu kadar teknik bilgiden sonra, biraz da kameranın kullanımına yönelik bilgileri ve görüşlerimi paylaşmakta fayda var. FS7, bir “grab and shoot” yani kap ve çek kamerası olarak tasarlanmış. Kameranın içinden, tasarıma entegre olan ve omuzda kullanmaya yarayan bir tutamaç çıkıyor. Bu pratik tutamaç, aktüel çekimler yapılması gerekiyor ve asistansız çalışılıyor ise son derece faydalı; tabii ki, çift elle kamerayı tutabileceğiniz dengeli omuz aparatları kadar etkili değil ancak, o an sette böyle bir aparat yoksa ya da bu aparatı takacak zamanınız yoksa, kesinlikle hayat kurtarıyor. Tutamaç üzerinde kayıt, zoom(SELP28135G gibi servo motorlu bir lens takılıysa) ve çeşitli kısa yol düğmeleri de bulunuyor. Kameranın tasarımı son derece modüler. Üst taraftaki tutacak, LCD ekran ve mikrofon tutacağı sökülebiliniyor. Hatta bunların tamamı söküldüğünde kamera son derece kompakt oluyor. Bu da kameranın insansız hava araçlarında, steadycamde, çeşitli kamera sabitleme sistemlerinde ve uygun sualtı kabinlerinde rahatlıkla kullanılabilir olmasını sağlıyor. FS7'de, FS100'den ve FS700'den alışık olduğumuz bir vizör sistemi var. Vizör, LCD ekran üzerine monte edilebiliyor ve istendiğinde kolayca yukarı kaldırılarak izlemeyi LCD ekran ile yapmaya imkan sağlıyor. Kameranın üzerinde 3,5 inç'lik yüksek çözünürlüklü bir LCD ekran bulunuyor. İstenilen şekilde ve seviyede konumlandırmanıza müsade edecek şekilde tasarlanmış bu ekran, bir çubuk sistemi ile kameraya monte ediliyor. Ekranı, öğlen güneş en tepedeyken ve hatta güneş ışığı ekrana direkt düştüğü anlarda bile kullanabildim. Gerekirse, ekranın hemen yanındaki ayar düğmesi ile kontrastı mevcut ışık koşullarında rahat izleme yapabilecek şekilde ayarlayabiliyorsunuz.

FS7 ile Umman Çölleri'nde çekim. (Fotoğraf: Alper Tombul)

   Gelelim, V3.00 (hatta V3.10 da çıkmış yakın zamanda) bellenim güncellemesi ile gelen özelliklere. FS7'de eksikliğini en çok hissettiğim üç önemli özellik, bu güncelleme ile kameraya gelmiş bulunuyor. Bunlardan en önemlisi “Image Scan Mode”. Bu özellik ile, 35mm sensör alanını tam olarak kaplamayan tüm lensleri bu kamerada kullanabiliyoruz. Mesela Super16 kameralar için üretilmiş bir lensiniz var. Bu özellik gelmeden önce böyle bir lensi kameraya taktığınızda “vignetting”, yani görüntünün etrafında siyahlık görünüyor olacaktı. Bu yeni özellik ile kamera, sensörün sadece orta bölümünü kullanarak ve herhangi bir büyütme işlemi yapmadan, vignetting efekti olmaksızın tam ekran görüntü üretebiliyor(en fazla 2K çözünürlüğünde). Aynı şekilde, 2/3inç'lik ENG tipi lensleri de kullanmak artık mümkün.

   Timelapse'in Sony kameralardaki adı “Interval Recording”. FS7'de bu zamana kadar hala olmamasına en şaşırdığım özellik de “Interval Recording” 'di. Neyseki, yeni güncellemede bu özellik artık var. İstediğiniz kayıt aralığını ve kayıt karesini seçtikten sonra kamera size herhangi bir ekstra işlem yapmanız gerekmeden, kullanıma hazır, timelapse klipler üretiyor.

   Yeni güncelleme ile gelen bir diğer önemli özellik de, netleme yapmaya yardımcı olmak için kullanılan “Focus Magnification” 'ın artık tutacak üzerinde yer alan ufak yönlendirme düğmeleri ile istenilen yere doğru kaydırılabilir olması. Bu güncellemeden önce, netleme alanı yakınlaştırması yapıldığında, sadece ekranın ortasına doğru iki kademeli bir yakınlaştırma oluyordu. Eğer netlemek istediğiniz obje ya da kişi ekranın ortasında değilse, mecburen kadrajınızı bozup bu obje ya da kişiyi kadrajın ortasına almanız gerekiyordu. Şimdi ise, yakınlaştırdığınız alanı istediğiniz yöne doğru kaydırarak, netlemek istediğiniz alanı ekrana getirebiliyorsunuz.

Sony FS7 (Fotoğraf: Oytun Orgül)

   Son olarak, çekimini yaptığınız her ne olursa olsun, filminize son derece etkili bir dramatik katma değer sağlayan ağır çekim özelliğine değinmekte fayda var. FS7 HD çözünürlüğünde, zaman sınırlaması olmaksızın, saniyede 150 kareye kadar(NTSC'de 180 kareye kadar) ağır çekim yapabiliyor. Hatırlanacağı üzere, FS700'de ağır çekim yapılırken, belli kayıt süresi kısıtlamaları oluyordu fakat; FS7'de benzeri bir süre kısıtlaması olmadan, istediğiniz kadar ağır çekim yapılabilirsiniz. Ayrıca, yüksek karelere çıkıldığında görüntüde “crop” yani kırpma olmuyor. Opsiyonel olarak satılan XDCA-FS7 ünitesi takıldığında ise kameranın ağır çekim hızı saniyede 240 kareye kadar çıkıyor. Üstelik bunu 2K ve RAW olarak yapabiliyorsunuz.

   Bilindiği üzere, opsiyonel olan XDCA-FS7 ünitesinin en önemli özelliği kameraya 12bit RAW görüntü çıkışı özelliğini kazandırması. Ancak, bu ünitenin pek bilinmeyen birkaç özelliği daha var. Bunlardan en önemlisi, bu ünite takılıyken HD çözünürlüğünde Apple ProRes 422 kayıt yapılabiliyor olması. Bazı iş akışları için eğer ProRes kodeği gerekiyor veya tercih ediliyorsa bu ünite takılıyken çekim yapılmalı ve kayıt tercihlerinden ProRes seçilmeli. Ayrıca, XDCA-FS7 ünitesi üzerinde yer alan Timecode ve Genlock giriş çıkışları sayesinde, çoklu kamera uygulamaları da daha kolay yapılabiliyor.

Sony FS7 (Fotoğraf: Oytun Orgül)

   FS7, kullanıcılara çok çeşitli kullanım opsiyonları tanıması ve uygun fiyatı ile kısa zamanda en çok tercih edilen 4K kameralardan biri oldu. Ben de, son zamanlarda gerçekleştirdiğim bazı projelerde bu kamerayı tercih ettim. Sorunsuz olarak farklı çekim senaryolarına adapte edebileceğiniz ve “future proof” yani, uzun yıllar kullanabileceğiniz bir kamera arıyorsanız, FS7 kesinlikle tercihiniz olabilir. Yakın zamanda piyasaya çıkan küçük kardeşi FS5 ile aralarında çeşitli farklılıklar var. FS5, FS7'ye göre daha uygun fiyatlı ve daha kompakt bir kamera. Özellikleri birbirlerine çok yakın kameralar olmasına rağmen, FS7 daha yüksek ve çeşitli kalitelerde kayıt imkanları sunuyor. Ancak, ihtiyaçlarınıza ve bütçenize göre tercih edeceğiniz bu iki kameranın da, uzun yıllar severek kullanılabilecek şekilde tasarlanmış, başarılı kameralar olduğu kesin.


13 Şubat 2014

Sony PMW-300 Deneyimi


   XDCAM ürün grubunun yeni modellerinden biri olan PMW-300, yüksek satış rakamlarına ulaşmış olan XDCAM EX3'ün yerini aldı. Yaklaşık yedi yıl önce piyasaya çıkan EX3, sağlamlığı ve pratikliği ile son derece başarılı olan ve benim de sıklıkla kullanmakta olduğum bir kamera. Ancak, ilerleyen video teknolojileri, yeni kayıt formatlarının ortaya çıkması ve kullanıcıların daha yüksek kayıt standartlarına ulaşma beklentileri, PMW-300 'ün geliştirilmesinde büyük rol oynadı.

Sony PMW-300
Sony PMW-300

    PMW-300, 4:2:2 renk örneklemesiyle ve saniyede 50 Mb bit-rate oranıyla HD görüntü kaydı yapabiliyor. Kamera, ürün grubunun daha alt modellerinden farklı olarak, bu yıl çıkacak opsiyonel bir yazılım yükseltmesi ile XAVC formatında da kayıt yapabiliyor olacak. PMW-300'ün en dikkat çekici özelliğinin bu olduğunu düşünüyorum. XAVC formatı Sony tarafından ilk kez PMW-F55 ve PMW-F5 modellerinde kullanılmaya başlandı. 12-bit'e kadar renk derinliği ve 4:4:4 renk örneklemesi gibi son derece yüksek bir görüntü kalitesi sunan bu formatı, PMW-300'ün kullanım ömrünü son derece uzatacak bir yazılım yükseltme yatırımı olarak görüyorum.
    Şu anda piyasada bulunan PMW-300, PMW-300K1 model adı ile satılıyor. K1, kameranın Fujinon marka 14x zoom oranlı HD lens ile birlikte satılan modelinin adı. Bu lens, EX3 ile birlikte gelen lens ile aynı ve F1.9 diyafram açıklığı ile son derece de hızlı. PMW-300K2 model adı ile bu yıl içerisinde piyasaya çıkacak modelde ise, 16x zoom oranlı ve yine Fujinon marka bir lens olacak. Zoom oranındaki fark dışında, K2 modeli ile birlikte gelecek lenste görüntü dengeleyicinin(image stabilizer) bulunmaması ve filtre çapının 82mm olacak olması en önemli fark.


Sony PMW-300

   PMW-300'de 3 tane EXMOR CMOS sensör bulunuyor. Yüksek hassasiyetli bu sensörler ile, tıpkı PMW-200 modelinde olduğu gibi, düşük ışık koşullarında son derece iyi sonuçlar alınabiliyor. Ürün grubunun diğer kameralarından farklı olarak PMW-300'de, “3D Noise Reduction” yani üç boyutlu gürültü azaltma isimli yazılımsal bir gürültü azaltma teknolojisi kullanılmış. Böylece, PMW-200 ve PMW-100'de gözlemlediğim, olması gerekenden biraz daha fazla olan gürültü oranı da azaltılmış.
   Kameranın dikkat çekici bir diğer özelliği de yeni tasarım vizör ve LCD ekranı. EX3'te kullanılan vizör sistemi tamamen değiştirilmiş ve çok daha fonksiyonel bir tasarım ortaya çıkmış. LCD ekran, 3,5 inç büyüklüğünde ve 960 yatay 540 dikey gibi yüksek bir piksel çözünürlüğüne sahip. Böylece, son derece hızlı ve pratik net yapılabiliniyor. İstenildiği zaman sökülebilen bu vizör sistemi, 360 derece dönebiliyor. LCD ekrandaki görüntü bir ayna vasıtası ile, açılıp kapanabilir vizöre yansıtılıyor ve tıpkı klasik bir vizör kullanımındaki gibi izlenebiliniyor. İstenildiği zaman, vizör kapağı kaldırılarak görüntü aynadan yansıtılan LCD ekran görüntüsünden takip edilebiliyor. Eğer LCD ekranı direkt görmek veya görüntü, kameranın yan tarafından takip edilmek istenirse, aynanın olduğu bölüm de açılarak ekrana ulaşılabilir. Bu üç kademeli ve tamamen ayarlanabilir sistem, kameranın boyutlarına oranla biraz büyük olsa da, kullanım ihtiyaçlarına göre pratik bir şekilde ayarlanabildiği için gerektiği durumlarda çok verimli olabilir. Vizörün kamera bağlantı noktaları metalik bir malzemeden imal edildiği için son derece sağlam görünüyor.

Sony PMW-300

   EX3'ün alışılmışın dışında, yarı omuz tipi olarak adlandırılan kendine özgün bir tasarımı vardı. PMW-300'de bu tasarım değiştirilmiş ve klasik bir el kamerasına daha çok benzeyen bir tasarım yapılmış. Ancak, gerektiği durumlarda destek olması için, kameranın altına kızak sistemi ile kapanıp açılabilen bir omuz destek aparatı yerleştirilmiş. Bu kızaklı destek sistemi, bana ilk bakışta sanki çok fazla etkili olmayacakmış izlenimi vermişti; fakat kamerayı açıp omuzuma aldığımda, aslında verimli çalışan ve ele yüklenen ağırlığın neredeyse yarısını omuza aktaran bir sistem olduğunu anladım. Uzun süren aktüel çekimlerde operatörü rahatlatan bu pratik sistem ile daha az sarsıntılı ve yorucu olmayan aktüel çekimler yapmak mümkün.
   2 adet SDI çıkışı, timecode girişi ve çıkışı, genlock girişi, i.LINK girişi ve çıkışı ve HDMI çıkışı gibi zengin giriş çıkışlara sahip kamera, ayrıca 4 kanal ses kaydı yapabiliyor. 15 saniyeye kadar önbellek kaydı, saniyede 60 kareye kadar ağır çekim modu(720p'de), wi-fi ile farklı cihazlarla bağlantı kurma ve önceden hazırlanan meta veri dosyalarını yükleyebilme, kameranın diğer gelişmiş özellikleri arasında yer alıyor. PMW-300'de, XDCAM EX kameralar ve serinin daha alt modellerinden farklı olarak dahili bir fan da bulunuyor. Tahminimce, ileriye dönük olarak ve XAVC formatının yüksek işlemci gücü gereksinimi düşünülerek konulmuş olan bu fanın hava çıkışı, kameranın üst tarafında ve tutamaçın hemen altında yer alıyor. Son derece sessiz olan fan, eğer istenirse, menüdeki bir seçenek ile ayarlanabiliyor ve kayda girince otomatik olarak kapanabiliyor.
   Kamerayı çantasından çıkartıp incelemeye başladığımda dikkatimi ilk çeken şey, kameranın beklediğimden biraz daha ağır olmasıydı. Orta boy bir pil, iki SxS kart, lens güneşliği ve harici mikrofon da takılıyken kameranın toplam ağırlığı 4 kilonun üstüne çıkıyor. Bir el kamerasına göre beklenenden daha ağır olmasında, kameranın son derece sağlam metal bir gövdeye sahip olması, LCD ve vizör sisteminin daha gelişmiş olması ve dahili omuzluk sisteminin etkisi çok. Eğer hafif ve daha ufak ebatlarda bir el kamerası arıyorsanız, belkide PMW-200 daha uygun bir tercih olabilir. Ancak, eğer aradığınız kamera bir omuz kamerası ise, PMW-300 uygun fiyatlı ve ufak ebatlı bir alternatif olabilir. 

Sony PMW-300

 
   Halen bir XDCAM EX serisi kameraya sahipseniz, PMW-300'e geçiş yapmak çok daha kolay ve uygun fiyatlı olabilir. PMW-300'ün düğmeleri ve menü yapısı XDCAM EX serisi kameralarınki ile neredeyse aynı. Ayrıca, sahip olduğunuz pilleri, kartları, kart okuyucuları, lens adaptörünü, birçok aksesuarı ve tabii daha da önemlisi neredeyse aynı iş akışını PMW-300'de de kullanabilir ve yatırım maliyetinizi düşürebilirsiniz.
   Kameranın ürettiği görüntüyü test edebilmek ve 4:2:2 renk örneklemesi ile saniyede 50 Mb bit-rate oranının olumlu etkilerini en iyi şekilde görebilmek için Recce Films'in Kadıköy'deki stüdyosunda bir yeşil ekran(green box) çekimi gerçekleştirdim. Elde ettiğimiz sonuçlar gayet tatminkârdı. PMW-300, beklenildiği gibi, düşük gürültülü ve kaliteli görüntüler verdi. Çekilen görüntülerin fonuna başka görüntüler eklemek, son derece hızlı ve başarılı bir şekilde gerçekleşti.


   Sağlam yapısı, XAVC kodeğini destekleyecek olması, değiştirilebilir bir lense sahip olması ve 4:2:2 50 Mb/sn kayıt kalitesi ile PMW-300, EX3'ün yerini fazlasıyla ve birçok üstün özellikle dolduruyor. Eğer uygun fiyatlı ve omuz kamerasına alternatif olabilecek çok yönlü bir kamera arıyorsanız, PMW-300 son derece doğru bir tercih olabilir.

10 Aralık 2013

Sony'den Uygun Fiyatlı NXCAM Kamera: HXR-NX3


   HXR-NX3'ten, 2013 Yılı'nın Ağustos Ayı'nda İngiltere'den gelen bir e-posta ile haberdar oldum. NXCAM ürün grubuna yeni katılacak kamera, tasarlanıp üretildiği topraklar olan Japonya'dan ilk kez Ekim Ayı'nda, İstanbul'da lansman filmi çekilmek üzere çıkacaktı. Bana da, bu lansman filminde oyunculuk yapmak teklif ediliyordu. Hayatımda ilk kez karşılaştığım böylesi bir teklifi seve seve kabul ettim. İngiliz yapımcı Den Lennie ve yönetmen James Tonkin tarafından üç günde çekilen ve kameranın bugün duyurulması ile birlikte yayınlanan lansman filminde (demo reel) başrol İstanbul'un, ama İstanbul'da dolaşıp çekim yapan kameraman rolünde ben varım.


   Gelelim bu kameranın teknik özelliklerine. Öncelikle, bu kamera aynı ürün grubundaki HXR-NX5'in yerine çıkartılmış bir model değil. HXR-NX5 ile benzer özelliklere sahip ancak fiyat olarak biraz daha uygun bir model. 3 tane 1/2.8 inç'lik CMOS sensöre sahip kamera, AVCHD 2.0 formatı ve H.264 kodeği ile HD görüntü kaydı yapabiliyor.

Sony HXR-NX3

   Kameranın dikkat çeken önemli özelliklerinden biri lensi. 20X 'lik optik zoom özelliğine sahip Sony G lens, 28.8 mm (35mm full frame format eşdeğeri) geniş açıya sahip. Lens değiştirmeye yada adaptör takmaya gerek kalmadan bu kadar geniş bir aralıkta çalışmak çekimi son derece hızlandıran bir faktör. HXR-NX3, WiFi/NFC olarak tabir edilen yepyeni bir teknolojiye de sahip. Bu teknoloji ile, Android yada IOS işletim sistemli akıllı telefonlar yada tabletler ile kamerayı uzaktan kullanmak veya MP4 formatlı görüntü dosyalarını akıllı cihazlarınıza aktarmak mümkün. Ayrıca, NFC teknolojisini destekleyen mobil cihazları kameranın üzerinde yer alan NFC logosuna dokundurarak, son derece hızlı bir şekilde eşleyebiliyorsunuz.
   Kameranın üzerinde, profesyonel kameralarda pek rastlamadığımız, dahili bir LED ışık kaynağı bulunuyor. Haber yada röportaj gibi aktüel çekimlerde zor durumda kalınınca kullanılabilinecek bu ışık, 5500 Kelvin renk ısısıyla ve 30 derecelik bir açıyla ışık veriyor.
  
Dahili LED Işık

   Kamera, Memory Stick Duo yada SD/SDHC/SDXC tipi kartlara kayıt yapabiliyor. Ayrıca istenirse, bu kartlara eşzamanlı olarak da kayıt yapabiliyor. Böylece bir karta yüksek kalitede kayıt yaparken diğer karta daha düşük bir kalitede görüntü kaydı yapılabiliniyor. Bir kart yuvasındaki kart bittiğinde, kaydı kesmeden diğer yuvadaki karta geçiş de otomatik olarak yapılıyor. Saniyede 50 kareya kadar ağır çekim, dahili ND filtreleri, "Clear Image Zoom" özelliği ile 40X dijital zoom yapabilme, DV kalitesi ve çözünürlüğünde kayıt imkanı ve dahili stereo mikrofon kameranın diğer önemli özellikleri arasında yer alıyor.

Sony HXR-NX3
Fotoğraf: James Tonkin

   HXR-NX3 özellikle haber amaçlı çekimler, düşük bütçeli belgesel çalışmaları, kurumsal filmler ve eğitim amaçlı kullanıma yönelik tasarlanmış bir kamera. Uygun fiyatı, yeni nesil özellikleri ve tabiki İstanbul'un da etkisiyle, eminim kendi sınıfında ilgi gören bir kamera olacaktır.

Sony HXR-NX3
NXCAM HXR-NX3


11 Kasım 2013

Boyundan Büyük İşler Yapan Kamera


   Çeviriciler ve çeşitli prodüksiyon sonrası ürünleri ile tanıdığımız Avustralyalı Blackmagic Design firması, 2012 Yılı'nda piyasaya çıkardığı Cinema Camera ile video kamera sektörüne hızlı ve iddialı bir giriş yapmıştı. Aradan bir yıl geçtikten sonra, iki yeni video kamera modelini 2013 NAB fuarında duyuran firma, kısa zamanda bu alanda kendine iyi bir yer edinecek gibi görünüyor. Production Camera 4K ve Pocket Cinema Camera isimli iki yeni model, yenilikçi tasarımları ve uygun fiyatları ile dikkat çekiyor.
    Bu yazımda, Pocket Cinema Camera yani “Cep Boyu Sinema Kamerası” modeli ile yaptığım bir çekim sonrasında edindiğim izlenimlerden ve kameranın öne çıkan özelliklerinden bahsedeceğim.

Pocket Cinema Camera ve Edelkrone SliderPlus

    Adından da anlaşılacağı üzere, bir video kamerada hiç alışık olmadığımız derecede ufak boyutlara sahip olan kameranın içinde, beklenenin aksine, Super 16 mm film boyutunda bir CMOS sensör bulunuyor. Sensörün, etkin yani üzerinde aktif olarak kullanılan piksellerin bulunduğu yüzeyinin boyutları, 12.48 mm X 7.02 mm . Bu neredeyse Super 16 mm bir filmde pozlama için kullanılan yüzey ile aynı ebatlarda. Bunun iki önemli avantajı var; birincisi, standart video kameralara nazaran, çok daha düşük bir alan derinliği yaratması, diğeri ve daha da önemli olanı, artık ömrünü tamamladığı farzedilen ve neredeyse antikacılara kadar düşmüş olan eski Super 16 mm film lenslerinizin gün yüzü görecek olması. Basit bir PL lens adaptörü ile eski 16 mm lenslerinizi, çarpan faktörü etkisi olmadan, bu kamera ile kullanabiliyorsunuz. Ayrıca, daha uygun fiyatlı ve fotoğraf makinelerinde de kullanılan “MFT” (Micro Four Third) tipi lensleri de kullanmak mümkün. Samyang, Lumix ve Voigtlander ülkemizde de satılan ve MFT lensler üreten firmalar arasında yer alıyor. Ben bu testimde Lumix'in H-VS014140 model 14-140 mm'lik lensini kullandım. Bu lens, daha çok fotoğraf makinesi ile kullanılmak amacıyla tasarlanmıştır ve her ne kadar çok hızlı bir lens olmasa da, geniş odak mesafesi aralığı, uygun fiyatı ve optik görüntü sabitleyicisi ile genel amaçlı olarak bu kamera ile kullanılabilinir.
    Pocket Cinema Camera'yı kutusundan çıkardığımda dikkatimi çeken ilk özellik, fotoğraflarda görünenden ve tahmin ettiğimden çok daha sağlam bir malzemeye sahip olması oldu. Bunu, tamamı magnezyum alaşımlı gövdesine borçlu olan kamera aynı zamanda yaklaşık 355 gramlık ağırlığıyla avucunuza son derece iyi oturuyor. Kameranın arkasında 3,5 inçlik yüksek çözünürlüklü bir LCD ekran bulunuyor. Bu yüksek çözünürlük, özellikle netleme yaparken çok işe yarıyor. Ayrıca, kameranın dahili “peaking” seçeneği de netleme yapmanızda size yardımcı olabilecek bir diğer faydalı özellik. Çekim yaparken, bu ekranın alt kısmında diyafram, kare hızı, perde açısı, ASA ve renk ısısı gibi gerekli olabilecek temel bilgiler görünüyor. Kameranın sağ tarafında kulaklık ve HDMI çıkışları ile mikrofon ve güç girişi gibi giriş çıkışlar yer alıyor. Kameranın hem alt hem de üst tarafında standart vida yuvalarının olması, farklı uygulama ve kullanımlar için çeşitli aksesuar ve donanımların rahatlıkla takılabilmesini sağlıyor.

Pocket Cinema Camera

    Kameranın, tıpkı geçen yıl çıkan “Cinema Camera” 'da olduğu gibi, son derece basit ve kolay anlaşılabilir bir menüsü var. Ayar seçenekleri dört temel başlık altında toplanmış. Ancak, menünün biraz daha zengin olmasını ve en azından, içine takılan kartı formatlama gibi bazı temel özelliklerin de buraya eklenmiş olmasını umardım.
    Pocket Cinema Camera, yüksek hızlı SDXC veya SDHC (minimum 95MB/s okuma hızında olmalı) kartlara 1920 X1080 çözünürlüğünde kayıpsız CinemaDNG RAW(ham) ya da yüksek kaliteli 10-bit Apple ProRes 422 görüntü kaydı yapabiliyor. Bu kadar küçük boyutlu ve uygun fiyatlı bir kameradan beklenmeyecek kadar yüksek kayıt kalitesi ile tam 13 diyaframlık bir dinamik aralığına ve böylece çok daha sinematografik bir görüntü elde edebilme imkanına sahip olabiliyorsunuz. 13 diyaframlık dinamik aralık “film log” ayarı seçiliyken gerçekleşiyor. Buna diğer bir alternatif de, REC709 renk aralığı kullanarak çekim yapmak. Bu aralık, çekim sonrası süreçte daha az vakit harcamak isteyenler için görüntüleri çok temel, ancak televizyon yayınları için yeterli olabilecek bir renk aralığında kaydediyor. Çekilen bu görüntülerin renklerini, yine Blackmagic Design firmasına ait ve ücretsiz olarak indirilebilinen DaVinci Resolve Lite ya da benzeri bir renk düzeltme programı ile düzeltebiliyorsunuz. 

Giriş ve Çıkışlar
 
    Çekimlerimi, RAW kayıt özelliği henüz aktif olmadığı için, ProRes 422 olarak yaptım.(RAW kayıt formatı, önümüzdeki aylarda yanınlanacak ücretsiz bir yazılım güncellemesi ile aktif hale gelecek.) Çok uygun bir lens ile kullanamamış olsam da, elde ettiğim görüntüler ile ilgili izlenimlerim son derece olumlu. Eminim, RAW kayıt özelliği de eklendiğinde, bu uygun fiyatlı ve küçük boyutlu kamera, iyi bir B kamera ya da düşük bütçeli sinema veya televizyon projelerinde tercih edilen bir kamera olacaktır.

Pocket Cinema Camera

    Dikkat edilmesi ve tercih edilmeden önce bilinmesi gereken bir kaç önemli noktaya da değinmek istiyorum. Öncelikle, Pocket Cinema Camera tam bir pil canavarı! Böylesi yüksek sayılabilecek bir kalitede kayıt yapabilmesi için yüksek işlemci gücüne ihtiyaç duyması ve boyutlarına göre büyük sayılabilecek bir LCD ekrana sahip olması nedeniyle pili 45 yahut en fazla 60 dakikada tükeniyor. Daha yoğun kullanımlar için mutlaka bolca yedek pil edinilmeli ya da daha iyisi, harici bir akü ile beslenmeli. Ufak boyutları, bir yandan kullanımı rahatlatsa da, bazı durumlarda zorlaştıradabilir. Bu nedenle, çekim ihtiyaçlarına göre, uygun donanım ve aparatlarla desteklenip kullanılmalı. Yakın zamanda, bu kamera için özel üretilmiş omuz aparatı, tutacak, LCD ekran için güneşlik(kesinlikle gerekiyor!) ve benzeri bazı donanımlar ülkemizde de satılmaya başlanacaktır. Kameranın ekranında bir ses seviyesi göstergesi bulunmuyor dolayısıyla; dahili ses kaydı yapılacaksa dikkatli olunmalı. Ayrıca, dahili mikrofonun da tek başına yeterli olmadığını belirtmek isterim. ASA yükseldikçe görüntüde gürültü oranı artacağı için, olabildiğince hızlı lensler ile kullanılması çok daha iyi sonuçlar verecektir. Son olarak, Pocket Cinema Camera dışarıdan bakıldığında amatör bir kamera (point and shoot) izlenimi verse de, aslında doğru pozlama için diyaframı ve renk ısısını sizin belirlemeniz, hızlı sonuç için netlemeyi manuel olarak yapmanız ve çektiği her planın rengini çekim sonrası aşamada arzu edilen ölçüde düzeltmeniz gereken bir sinema kamerası.
    Bu yazının hazırlanmasında bana ekipman desteği veren VideoPro ve Akratek firmalarına ayrıca, test çekimi için kapılarını açan Kozyatağı'ndaki Sankofa Cafe'ye teşekkür ederim.

[ Ek: 12.11.2013 tarihinde yayınlanan 1.5 güncellemesi ile CinemaDNG RAW kayıt aktif hala gelmiştir. ]

21 Eylül 2013

Arri Amira

  Yaklaşık 100 yıllık bir geçmişe sahip olan ve dünyanın en büyük sinema kamerası üreticisi olan Alman Arri firması, kendisinden hiç beklemediğim yeni bir kamera modelini yakında piyasaya çıkarmaya hazırlanıyor.
   "Amira" ismini verdikleri bu yeni model kamera, belgesel sitili bir omuz kamerası! Şimdiye kadar hep sinema ve reklam endüstrisini hedefleyen ve sinematografi kameraları üreten firmanın bu yeni modeli, tek bir operatör tarafından rahatlıkla çekime hazırlanıp kullanılmak üzere tasarlanmış.
   Alexa ile aynı sensöre sahip olan kamera, saniyede 200 gibi son derece yüksek bir kare hızına ulaşabiliyor. Üstelik bunu 2K çözünürlüğünde yapabiliyor. Tıpkı Alexa gibi Rec 709 veya Log C ProRes LT, 422, 422HQ ve 444 kodekleri ile kayıt yapabiliyor. Tek farkı, ham yani RAW kayıt yapamıyor oluşu. Değiştirilebilen lens yuvası (lens mount) ile PL, 2/3" ve EF lensler kullanılabiliniyor. 
   Dahili ND filtreleri, "peaking" ve "zebra" özellikleri, kamera üstü TFT monitörü, 4 kanal dahili ses kaydı ve ayarlanabilir omuzluk ile tam anlamıyla bir aktüel ENG(Electronic News Gathering) kamerası tasarlanmış.
   Sanırım Arri, bu yeni gireceği pazardaki ürün gamında daha fazla ürünü ileride piyasaya çıkaracak. Hatta yakında benzeri bir el kamerası (handycam) da piyasaya çıkarırlarsa hiç şaşırmam. Malum; devir, üretebilme imkanın varsa, olabildiğince farklı modeller piyasaya çıkartıp, olabildiğince satış yapabilme devri!
   2014 Yılı'nın başında piyasaya çıkacak kameranın fiyatı ile ilgili tek açıklamada, Alexa'dan daha ucuz olacağı söylenmiş.

Arri Amira Camerimage 2013'te

Arri Amira

4 Eylül 2013

Sony'den Profesyonel 4K Handycam


   Bugün Sony, bir çok yeni ürün ile birlikte, dahili lense sahip dünyanın ilk profesyonel 4K kamerasını da tanıttı.

   PXW kodlu yeni bir ürün serisi çatısı altında piyasaya çıkacak Z100 model kamera, 1/2.33 inçlik bir Exmor R CMOS sensöre sahip. Saniyede 60 kareye kadar 4K (4096 x 2160) çözünürlüğünde görüntü kaydı yapabiliyor. XDCAM ürün grubunun üyesi olan kamera 4:2:2 renk örneklemesi ile Intra-frame ve 10-bit olarak kayıt yapabiliyor ayrıca geleceğin kayıt formatı olarak gördüğüm XAVC'yi kullanabiliyor.

   Kamerada iki tane XQD hafıza kartı yuvası bulunuyor. Gelecekte çok daha sıklıkla kullanılacak bu katı halli disk, SxS kartlara göre çok daha hızlı. Kameranın bir diğer özelliği de, HDMI üzerinden 4K çözünürlüğünde ve saniyede 50 veya 60 kare hızında görüntü gönderiyor oluşu. Ancak bu çıkış en fazla 8 bit ve 4:2:0 renk örneklemesi ile oluyor.

   Böylesi, küçük denebilecek bir sensörden çıkacak 4K çözünürlüğünün nasıl olacağı henüz bir soru işareti ancak F5 yada F55 gibi büyük sensörlü 4K kameraların ışık hassasiyetine ulaşamayacağına kesin gözüyle bakıyorum. Serinin ilk kamerası için iyi bir başlangıç, ileride çıkacak yeni modeller eminim çok daha üstün özelliklere sahip olacaktır.

Sony PXW-Z100

14 Haziran 2013

Sony PMW-300 ve XAVC Kayıt Formatı


   Sony, XDCAM ürün ailesinin en son modeli olan PMW-300 'ü bu hafta duyurdu. Uzun zamandır piyasada olan ve çok satan EX3'ün yerini alacak kamera, tıpkı EX3'te olduğu gibi, değiştirilebilir bir lense ve yarı omuz tipi olarak tanımlanan bir tasarıma sahip.
   PMW-300K1 ve PMW-300K2 model isimleri ile piyasaya çıkacak iki model arasındaki tek fark K1'deki lensin 14x, K2'nin ise 16x 'lik bir zooma sahip olması.
   PMW-300'de üç tane 1/2 inç'lik Exmor CMOS sensör bulunuyor. Özellikle düşük ışık koşullarında daha az gürültü üretmesi için geliştirilen bu sensörler, yüksek hassasiyetli olarak tanımlanıyor ve daha kaliteli görüntüler vaadediyor. Sony mühendisleri bu modelde 3DNR (3 Dimensional Noise Reducer) isimli bir özelliği de ilk kez kullanmışlar. PMW-100 ve PMW-200 'de kendini hissettiren normalden biraz daha fazla gürültü(grainlenme) oranı, umarım bu özellik ile azalabilmiştir. Ayrıca, bu özellik ile daha iyi bir "signal to noise" oranı da olduğu söylenmiş.
   Kameranın üzerinde yeni bir LCD ekran bulunuyor. 3.5 inç büyüklüğündeki bu ekranın çözünürlüğü ise 960x540 piksel. Özellikle netleme yaparken böylesi yüksek bir çözünürlük son derece rahatlatıcı oluyor.
   Diğer XDCAM kameralarında olduğu gibi bu model de, 4:2:2 renk örneklemesi ve 50Mbps bit rate oranı ile kayıt yapabiliyor. Uluslararası yayıncılık standartı olan bu format ile, son derece kaliteli görüntüler çekmek mümkün. Ancak, PMW-300'ün belki de en büyük özelliği geleceğin format standartı olarak gördüğüm XAVC'yi de destekleyecek olması. Bu özellik, 2014 Yılı içerisinde piyasaya çıkarılacak bir güncelleme ile olacakmış. Bu güncellemenin ücretli mi yoksa ücretsiz mi olacağı konusunda henüz bir bilgi sahibi değilim ancak benim tahminim, güncelleme için bir ücret talep edebilecekleri yönünde. XAVC kodeği ile, 10 bit renk derinliğinde, Intra ve Long GOP özelliği ile kayıt yapılabiliyor olacak. Bence kesinlikle bu güncellemeyi yapmaya değer!
   Haber, tanıtım filmi, kısa film ve orta bütçeli belgesel çekimleri, ayrıca yerel kanalların ve eğitim kurumlarının kullanımı için son derece uygun olan bu kamera da, tıpkı halefi olan EX3 gibi son derece başarılı satış rakamlarına ulaşacak gibi görünüyor. Piyasaya çıkış tarihi ise Ekim 2013.

Sony PMW-300

11 Aralık 2012

Pinewood Stüdyoları'nda Sony F5, F55 ve F65 Eğitimi


   Geçtiğimiz hafta, Sony tarafından İngiltere'de düzenlenen F5 ve F55 eğitimlerine katıldım. Aşağıda, bu eğitim ile ilgili yazdığım kısa bir haber yazısı var. Haber, Broadcaster Info'nun Aralık sayısında yayınlanacak.
   Yeni kameralar ile ilgili ilk izlenimlerim son derece olumlu. Sony mühendisleri, başarılı iki model geliştirmiş...
 

   Sony, Şubat 2013'te piyasaya çıkaracağı yeni nesil dijital sinematografi kameraları olan PMW-F5, PMW-F55 ve piyasaya çıktığından beri büyük bir ilgi gören üst sınıf dijital sinematografi kamerası F65 ile ilgili kapsamlı bir eğitimi, Avrupa'nın en büyük ve en eski stüdyolarından biri olan, Londra yakınlarındaki Pinewood Stüdyoları'nda düzenledi. 6 Aralık tarihinde gerçekleştirilen eğitime, Avrupa'nın farklı ülkelerinden 20 kadar sinema profesyoneli, ayrıca ülkemizden de Sony ICE programında yer alan Ersan Ağsaran ve Oytun Orgül'ün yanı sıra, Sony Türkiye yayıncılık ve sinematografi ürün grubu kanal yöneticisi Erman Kırımlı katılım gösterdi.


   Yeni PMW-F5 ve PMW-F55 model kameraları yakından inceleme ve kullanma fırsatı bulan katılımcılar, önceden hazırlanmış olan farklı dekor ve ışık kurulumlarında kameraların ışık hassasiyetini, dinamik aralığını ve renklerini görme şansını yakaladılar. Ayrıca, XAVC kodeğiyle birlikte gelen yeni iş akışı ile ilgili detaylı bilgi sahibi oldular.
    Kameraların yanı sıra PL mount lens seti, OLED vizör, 7 inç'lik HD kamera üstü monitör, yüksek ömürlü Olivine aküler ve 4K monitör gibi yeni ürünler de katılımcılar tarafından denendi.
Eğitimde, F65 ile ilgili yeni güncellemelere de değinildi. 2013'te yayınlanacak yeni RAW Viewer yazılımı ile “de-mosaicing” yöntemi kullanılarak F65 ile çekilecek görüntüler 6K ve 8K çözünürlüğüne yükseltebilinecek. Ayrıca 48p kayıt da destekleniyor hale gelecek.
   Kullanıcı eğitimlerini sıklıkla gerçekleştiren Sony, yeni F5 ve F55 model kameralar ile ilgili benzeri bir eğitimi önümüzdeki aylarda ülkemizde de gerçekleştirecek.

1 Aralık 2012

Sony'den Küçük Bir Dev


   XDCAM ürün ailesinin en yeni kamerası olan PMW-200, üstün özellikleri ve küçük boyutu ile, halefi olan EX1R'nin başarısını bir adım öteye götürecek gibi görünüyor.


   Tam HD çözünürlüğünde 4:2:2 renk örneklemesi ve saniyede 50 Mb bit rate oranı ile çekim yapabilen PMW-200, üzerinde bulunan 1/2 inç'lik EXMOR CMOS sensörleri ile, Avrupa Yayın Birliği (EBU)'nin “uzun format program prodüksiyonu” kriterlerine uyuyor. EX1R'de de bulunan sensörlerin yeni nesline sahip kamera, özellikle düşük ışık koşullarında çok daha az bir gürültü oranı ile görüntü üretiyor.

   PMW-200'ü, görüntü yönetmenliğini yaptığım ve çekimlerini Kasım Ayı'nda tamamladığımız bir belgesel filmde deneme şansını yakaladım. +90 Film'in yapımcılığı ve İsmet Kurtuluş'un yönetmenliği üstlendiği, Al Jazeera Türk kanalı için çekilen belgesel filmde kamera tercihi büyük bir önem taşıyordu. Kanalın teknik standardı olan 4:2:2 renk örneklemesi ve saniyede 50 Mb bit rate oranına uyan, omuz tipi kameralara göre daha düşük bir fiyata sahip, ayrıca hızlı çalışma temposuna uygun bir el kamerasına(handycam) ihtiyacımız vardı. İşte bu noktada, yeni PMW-200 bizim için son derece doğru bir tercih oldu.

   Kameranın üzerinde yer alan ve Fujinon tarafından üretilen 14x 'lik optik zooma (35mm lenste 31.4 - 439mm.'ye eşit) ve F 1.9 gibi hızlı bir diafram değerine sahip olan lensin birbirinden bağımsız ve manuel çalışan netlik, diafram ve zoom halkaları bulunuyor. 
 

   Çok farklı kayıt seçenekleri ile çekim yapılabilen kamera; MPEG HD 422 50 Mbps sıkıştırmasındaki görüntüleri MXF, MPEG HD 420 sıkıştırmalı görüntüleri(XDCAM EX formatı) ise MP4 formatında çekiyor. HD'nin yanı sıra DVCAM 25 Mbps kalitesinde SD çekim de yapabiliyor. Ayrıca tüm bu formatları ister PAL ister NTSC sisteminde kayıt edebiliyor. Bu büyük esneklik, kullanıcılara tek bir kamera ile değişik formatlarda kayıt gerektiren farklı projeleri gerçekleştirebilme şansını veriyor.

   Çekimleri İstanbul ve Ankara'da yapılan belgeselde, röportajların yanı sıra, şehir hayatı ve manzara çekimleri, ayrıca bazı makro çekimler de yaptık ve PMW-200 son derece tatmin edici sonuçlar verdi. Gece yaptığım genel manzara çekimlerinde, kameranın düşük ışık koşullarındaki yüksek hassasiyetini çok daha iyi gözlemleme şansını buldum. 


   XDCAM ürün ailesinin diğer bütün kameralarında olduğu gibi, PMW-200'de de “interval recording” yani time-lapse çekim modu bulunuyor. Saniyede bir kare kaydederek yaptığım gün doğumu, gün batımı ve insan topluluklarının hareketi gibi çekimlerde filme görsel zenginlik katacak görüntüler elde ettik.

    PMW-200, yüksek ses kayıt kalitesi ile de öne çıkıyor. Üzerinde dahili bir stereo mikrofon ve 2 tane XLR giriş bulunan kamera, 24 bit 48 kHz kalitesinde ve 4 kanal ses kaydedebiliyor.

    Çekimlerde bana büyük kolaylık sağlayan bir diğer özellik de, kameranın üzerinde bulunan 3.5 inç büyüklüğündeki LCD ekran oldu. 852 x 480 gibi yüksek bir çözünürlüğe sahip bu ekran ile net çekmek son derece kolay ve hızla yapılabiliyor. Ayrıca, ekranın neredeyse 120 derece dönebiliyor olması, her açıdan kadrajınızı kontrol edebilme imkanı sunuyor.

    Kamera, Kasım Ayı sonunda çıkan 1.1 versiyonlu bellenim güncellemesi ile iki yeni özellik de kazanıyor. Bu güncelleme ile, sarsıntı ve titreşim sonucunda oluşabilecek “back focus” sorunları, otomatik “back focus” ayarı ile düzeltilebiliniyor olacak. Ayrıca, CBK-WA01 kodlu kablosuz bağlantı adaptörü ile de, akıllı telefon ve tablet bilgisayarlar ile kameranın bir çok fonksiyonu uzaktan kumanda edilebiliniyor olacak.

    Yeni PMW-200, bir el kamerasından olabilecek en yüksek kalitede görüntü elde edip, başta belgesel, kurumsal film, haber ve kısa film gibi çalışmalarda olmak üzere, bir çok farklı alanda projeler gerçekleştirmek isteyen kullanıcılar için son derece ideal bir tercih.